PRP tedavisini, vücudun kendi kendini iyileştirme gücünü cildimiz için kullanmak olarak düşünebiliriz. Aslında her şey kanımızda saklı. Kanımızda, trombosit adını verdiğimiz çok özel hücreler bulunur. Bu hücrelerin en bilinen görevi, bir yerimiz kesildiğinde kanamayı durdurmaktır. Ancak bundan çok daha fazlasını yaparlar; içlerinde dokuları onaran ve yenileyen sayısız "büyüme faktörü" taşırlar. Yani trombositler, vücudun doğal tamir ekibi gibidir. Cilt lekeleri, aslında cildin o bölgesindeki hücrelerin düzgün çalışmadığının, pigment üretiminin kontrolden çıktığının bir işaretidir. PRP yönteminde, bu tamir ekibini yani trombositleri yoğunlaştırılmış bir şekilde alıp doğrudan sorunlu bölgeye yönlendiririz.
Bu büyüme faktörleri cilde verildiğinde, adeta bir canlanma sinyali gönderirler. Cildin temel yapı taşları olan kolajen ve elastin üretimi yeniden tetiklenir. Cilt daha iyi beslenmeye başlar ve hücre yenilenmesi hızlanır. Bu biyolojik canlanma sayesinde, lekeye neden olan fazla melanin üretimi dengelenir, lekelerin rengi zamanla açılır ve cilt genel olarak daha aydınlık, sağlıklı ve tek ton bir görünüme kavuşur. Kısacası PRP, dışarıdan yabancı bir madde vermeden, tamamen vücudun kendi kaynaklarıyla cildin lekelerle mücadelesine destek olan doğal ve güvenli bir yöntemdir.
PRP uygulaması, kliniğimizde yaklaşık yarım saat ile 45 dakika arasında tamamlanan, oldukça basit ve konforlu adımlardan oluşan bir süreçtir. Bu sürecin aşamaları şunlardır:
Bu adımların tamamı steril koşullarda ve özenle gerçekleştirilir. Özellikle anestezik krem sayesinde işlem sırasında hissedilen rahatsızlık minimum düzeydedir. Enjeksiyonlar, özellikle lekelerin yoğun olduğu alanlara odaklanarak yapılır, böylece onarıcı büyüme faktörleri doğrudan ihtiyaç duyulan yere ulaştırılmış olur. İşlem bittiğinde, ciltte hafif bir hassasiyet dışında bir sorun yaşanmaz ve kişi rahatlıkla sosyal hayatına geri dönebilir.
PRP tedavisi sonrasında iyileşme süreci oldukça hızlıdır. İşlemin hemen ardından ciltte hafif bir pembelik ve küçük iğne giriş noktalarında belli belirsiz bir kabarıklık oluşması normaldir. Bu etkiler genellikle birkaç saat içinde büyük ölçüde azalır ve ertesi gün neredeyse tamamen geçmiş olur. Ancak tedavinin başarısını ve cildin sağlığını korumak için işlem sonrası dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır. Bu süreçte kaçınılması gerekenler şunlardır:
Bu önlemlerin en önemlisi güneşten korunmaktır. Tedavi süresince ve sonrasında yüksek faktörlü bir güneş koruyucu kullanmak, hem mevcut lekelerin koyulaşmasını önler hem de yeni leke oluşumuna karşı cildi korur.
PRP'nin sonuçları cildin kendini yenileme hızına bağlı olarak zamanla ortaya çıkar. Bu bir sihirli değnek değildir; cildinize onarım için zaman tanımanız gerekir. İlk etkiler, genellikle uygulamadan birkaç hafta sonra cildin daha parlak ve canlı görünmesiyle fark edilir. Lekelerdeki belirgin açılma ise seanslar ilerledikçe daha net bir şekilde görülür. Genellikle 2-3 hafta aralıklarla planlanan 3-4 seanslık bir tedavi kürü, en etkili sonuçları almak için idealdir. Bu kür tamamlandıktan sonra elde edilen iyileşmenin kalıcılığını sağlamak amacıyla yılda bir veya iki kez hatırlatma seansları yapılması önerilebilir.
