PRP, yani "Trombositten Zengin Plazma", aslında vücudumuzun kendi kendini iyileştirme gücünü bir araya toplayıp ihtiyaç duyulan bölgeye destek olarak gönderme işlemidir. Şöyle düşünelim: Kanımızın içinde, bir yerimiz kesildiğinde hemen oraya koşan ve onarımı başlatan "trombosit" adında küçük kahramanlar bulunur. Bu hücreler, içlerinde dokuları yenileyen ve hücreleri canlandıran çok değerli "büyüme faktörleri" taşırlar. Saç dökülmesi tedavisinde PRP'nin amacı da budur. Zayıflamış, gücünü kaybetmiş ve incelmiş saç köklerine, kişinin kendi kanından ayrıştırılan bu trombosit ordusunu göndererek adeta bir takviye kuvvet oluşturmaktır.
Bu işlem sayesinde, normal kan dolaşımıyla ulaşandan çok daha yoğun bir onarıcı hücre ve büyüme faktörü konsantrasyonu doğrudan saç köklerine verilir. Bu yoğun destek, uykuya dalmış kökleri uyandırır, cansız köklerin kanlanmasını ve beslenmesini artırır ve bölgedeki doku kalitesini yükseltir. Tedavinin en güzel yanı ise tamamen doğal olmasıdır. Vücuda yabancı herhangi bir kimyasal veya ilaç girmeden, sadece kişinin kendi kanının iyileştirici potansiyeli kullanılır. Bu sayede saç dökülmesini yavaşlatmak, mevcut saçların kalitesini artırmak ve yeni, sağlıklı saçların çıkışını tetiklemek hedeflenir. Kısacası PRP, saç köklerine "hadi, tekrar canlanma zamanı" diyen biyolojik bir mesajdır.
PRP uygulaması, baştan sona yaklaşık 30-40 dakika süren, oldukça basit ve güvenli adımlardan oluşan bir süreçtir. Klinik ortamda gerçekleştirilen bu işlemin aşamaları şunlardır:
Uygulama, çok ince iğnelerle yapıldığı için genellikle ağrı hissi minimum düzeydedir. Yine de hastanın konforunu artırmak amacıyla işlem öncesinde saç derisine lokal anestezik etkili kremler sürülebilir veya soğuk kompres uygulanabilir. İşlem biter bitmez kişi rahatlıkla günlük aktivitelerine geri dönebilir, herhangi bir dinlenme veya iyileşme sürecine ihtiyaç duyulmaz.
PRP tedavisinin ardından yaşanan süreç uygulamanın kendisi gibi oldukça konforludur. Kişinin kendi kanı kullanıldığı için alerji veya doku reddi gibi riskler bulunmaz, bu da onu son derece güvenli bir yöntem yapar. İşlemden sonra uygulama bölgesinde hafif bir hassasiyet, noktasal kızarıklıklar veya çok hafif bir ödem görülebilir. Bunlar beklenen ve tamamen geçici durumlardır; çoğu zaman birkaç saat içinde kendiliğinden düzelirler.
İşlemden sonraki ilk gün, iyileşme sürecine destek olmak ve olası riskleri ortadan kaldırmak için dikkat edilmesi gereken bazı basit öneriler bulunur:
Tedavinin sonuçları sabır gerektirir. Saç köklerinin bu yoğun desteğe cevap vermesi ve yeni bir büyüme döngüsüne girmesi zaman alır. Genellikle 2. veya 3. seanstan sonra saç dökülmesinde fark edilir bir azalma ve saç kalitesinde artış gözlemlenir. Yeni saçların çıkması, mevcut saçların kalınlaşması gibi daha belirgin sonuçlar için ise 3 ila 6 aylık bir sürenin geçmesi gerekir. Etkinin kalıcı olması için belirli aralıklarla devam seansları planlanır.
